Sayı 16

Enternasyonal Sosyalizm sayı 16, Kasım 2025.

 

 

Enternasyonal Sosyalizm dergisinin bu sayısı Gazze’de soykırımcı işgalin ikinci yılını doldurduğu, sürekli olması mümkün olmayan bir ateşkesin sağlandığı, Lübnan, Suriye ve Yemen’e yönelik İsrail saldırılarının devam ettiği, Ukrayna’da Rusya işgalinin Sudan’da ise kanlı iç savaşın devam ettiği, Donald Trump’ın Venezuela’yı tehdit ettiği ve de nükleer testlere yeniden başlayacağını duyurduğu koşullarda çıkıyor. Elbette sadece bu kadar değil. Ekolojik kriz, sosyal eşitsizlikler, aşırı sağın yükselişi, merkez partilerin otoriterleşmesi gibi gelişmeler de bu küresel emperyalist ve militarist rekabete eşlik ediyor.

Tüm bu gelişmelerin içinde Türkiye’de ise AKP-MHP bloğu etrafında otoriterleşme ile Ortadoğu’daki gelişmelerin bir sonucu olan barış sürecinin birlikte ilerliyor olması büyük bir kafa karışıklığına neden oluyor. Birbiriyle çelişen bu iki gelişmeye paralel olarak enflasyon ve geçim derdi, konut krizi, kadınlar, göçmenler ve LGBTİ+’ları hedef gösteren açıklamalar ve hatta yasal düzenlemeler toplumda ciddi bir öfke birikimine neden oluyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen mücadele de sürüyor. Filistin halkı tüm eşitsizliklere rağmen İsrail’e karşı direnmeyi sürdürüyor ve İsrail Gazze’yi Filistinlilerden temizle amacına ulaşabilmiş değil. Filistin direnişiyle dayanışma hareketi İtalya, Yunanistan, Britanya, ABD gibi İsrail işbirlikçisi konumundaki ülkelerde dev gösterilere, yeni sol hareketlerin kurulmasına ve hatta İtalya’da olduğu gibi genel grevlere yol açabiliyor. Z kuşağı eylemleri denilen isyan dalgası Nepal, Bangladeş, Gürcistan, Fas, Sırbistan ve en son Meksika’da toplumsal değişimi zorluyor, kimi zaman iktidarları dahi deviriyor. Toplumsal mücadeleler tüm eşitsizliklere karşı seçimlerde de kazanım elde edebiliyor. En son ABD’de New York Belediyesi seçimlerini 34 yaşındaki göçmen bir sosyalist olan Zohran Mamdani’nin kazanması bunun en önemli örneği. Filistin için açlık grevlerine katılan, göçmen haklarını savunan, ekonomik eşitsizliklere dair sol politikaları savunan Mamdani, Trump’ın tehditlerine ve çok sayıda milyonerin diğer adaylara para yağdırmasına rağmen 100 bin aktivistin aşağıdan ördüğü bir kampanya sayesinde seçimleri kazanmış durumda.

Bu gelişmelerin ortasında Enternasyonal Sosyalizm’in bu sayısında dünyadaki ve Türkiye’deki bu gelişmelere dair bazı konulara odaklanarak yaşananları açıklamaya ve mücadeleye destek olabilecek devrimci fikirleri tartışmaya çalışıyoruz.

Derginin ilk yazısı olan “Siyasal kargaşa, otoriterlik, direniş ve yeni barış süreci” başlıklı röportajda Şenol Karakaş, Türkiye’de İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan kitle protestolarını ve tüm çelişkilerine rağmen ülke tarihinde daha önce hiç görülmedik hızda ve somutlukta ilerleyen barış sürecini analiz ediyor. 

Meltem Oral, “Hayvancı Marksizm Tartışmalarına Dair Bir Özet” başlıklı makalesinde Türkiye’de yaşam savunucularının ‘katliam yasası’ dediği sokaklarda yaşayan hayvanların toplanıp öldürülmesine dair yasal düzenlemeyle başlayan hayvan özgürlüğü, hayvan sömürüsü ve türcülük tartışmalarına Marksizmin nasıl yaklaştığını tartışıyor.

“Nefreti Yasalaştırmak: 11. Yargı Paketi Üzerine Bir Söyleşi” başlıklı yazı ise Türkiye’de hararetle tartışılan bir başka meseleye değinerek, LGBTİ+’lara yönelik yasa taslağı hakkındaki tartışmalara yer veriyor. İzmir’de yapılan bir toplantıda yasa taslağının hukuki çerçevesine, tarihsel arka planına ve politik anlamına dair derinlikli değerlendirmeler yapan İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu’ndan İrem Revşen Yıldız, Kaosgl.org genel yayın yönetmeni Yıldız Tar ve DSİP ve Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (Galader) üyesi Atilla Dirim’in konuşmalarının özetine yer veriliyor. 

Can Irmak Özinanır, “Donald Trump’ın “Barış” Planı ve Gazze’de devam eden soykırım” başlıklı yazısında “Barış Planı”nın neden geçici bir ateşkes olmaktan öteye gidemeyeceğini anlatıyor ve Filistin sorununun küresel bir mesele olduğunu, çözümünün de küresel olduğunu anlatıyor.

Ziya Dinç ve Taner Kumpirci, “Faşizm nedir ve faşizme karşı gerçek bir mücadeleye dair imkanlar” makalesinde faşizmin Marksist bir tahlilini yaparak günümüzde Almanya’da yükselen aşırı sağ ve aşırı sağ içerisinde yer alan faşist hareketin barındırdığı tehlikeyi analiz ederek nasıl mücadele etmek gerektiğini tartışıyorlar.

Anne Alexander’ın International Socialism dergisinin 187. sayısında yayımlanan “Yapay Zekâlı Silahlanma Yarışı” makalesi, yapay zekâyı “yeni bir akıl” değil, muazzam ölçekte emek, enerji, su ve hammaddeyi seferber eden bir sanayi üretimi olarak kavramsallaştırıyor. ABDÇin arasındaki “çip savaşları”, “egemen/ulusal yapay zeka” projeleri, veri merkezlerinin artan elektrik ve su iştahı ve Gazze’de kullanıldığına tanık olduğumuz otomatikleştirilmiş cinayet teknolojilerinin kullanımı gibi örneklerle, şirketler arası rekabetin devletler arası askerî rekabetle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Tartışmayı sınıf mücadelesi, çevresel yıkım ve emperyalizm bağlamına yerleştiriyor. Alexander, “yapay zeka mitolojisine” kapılmak yerine üretimin ardındaki görünmez emeği ve sömürüyü görünür kılarak siyasî bir yön tayin ediyor ve teknolojik ilerlemenin tarafsız bir süreç olmadığını göstererek kolektif bir mücadele hattı örmeye çağırıyor.

Özdeş Özbay, kapitalizmin çoklu krizi içerisinde örgütsüzlüğün ve umutsuzluğun yaygın olduğu koşullarda politik umudun ne olduğunu ve mücadele edenler için umudun nerede aranması gerektiğini “İnsanlık önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar: Karanlık dönemlerde politik umut” başlıklı makalesinde tartışıyor. 

Joseph Choonara, “Kadrolaştırma: Organik entelektüellerin partisini kurmak” makalesinde, devrimci örgütlerdeki kadrolaşma konusunun Marksist gelenek içerisinde nasıl tartışıldığını Lenin, Troçki, Lukacs ve Gramsci’nin metinleri üzerinden tartışıyor. Choonara, hem Sovyet Devrimi ve Bolşevik Parti deneyimine hem de İngiltere’deki güncel sorunlara yer verdiği makalesinde, bir yandan kadronun elitist bir şekilde tanımlanan statik bir konum olarak görülmesine karşı çıkarken, diğer yandan kadrolaştırma faaliyetinin parti içi demokrasiyle ve de partinin genel politik düzeyinin arttırılmasıyla nasıl birbirine bağlı olduğunu anlatıyor.

Son yazı ise Enternasyonal Sosyalizm dergisinin basıma hazırlandığı günlerde gelen iki önemli haber hakkında. ABD’nin savaş suçlusu politikacılarından biri olan Dick Cheney 3 Kasım’da öldü. Hemen ertesi gün ise dünyanın en zengin şehri New York’un belediye başkanlığını savaş karşıtı bir sosyalist aday olan Zohran Mamdani kazandı. Derginin “New York’tan Trumpizm’e sert tokat!” başlıklı son yazısında Şenol Karakaş bu iki gelişmeyi birarada ele alarak Mamdani’nin seçim kampanyasının aşırı sağa karşı taşıdığı önemi anlatıyor.

Enternasyonal Sosyalizm Yayın Kurulu